Sanat, benim için yalnızca bir ifade biçimi değil; ruhun kendini görünür kılma yolu. Sanatla yolculuğum uzun yıllar önce başladı. Ebru, tezhip, ahşap boyama deneyimlerim sonrasında hali hazırda yağlıboya resim çalışmalarıma Cemal Toy resim atölyesinde devam ediyorum. kendimi bu alanda geliştirmeyi, üretmeyi ve sergilere katılmayı sürdüyorum.
Sanat yolculuğumda Cemal Toy’un rehberliği benim için önemli bir dönüm noktası oldu; onun yönlendirmesiyle sanatın iyileştirici gücünü psikolojiyle birleştirme fikri beni sanat terapisi alanına taşıdı. Alanında uzman farklı kişilerden aldığım kısa süreli Sanat terapisi eğitimlerinden sonra bu alanda daha da derinleşmeyi istediğim için İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Psikiyatri Servisi bünyesindeki “Ruhsal Bozukluklarda Sanat Psikoterapileri Kursu”na başvurdum ve kabul aldım. Hali hazırda 3 senelik eğitimin 2. senesindeyim.
Sanat terapisiyle tanıştıktan sonra sanatın dönüştürücü gücünü terapötik çerçeveyle birleştirerek, hem bireysel hem grup temelli sanat terapisi çalışmaları yürütmeye başladım.Bu atölyelerde amaç; mükemmel olmayı ve ortaya “güzel” bir eser koymayı değil, kendini ifade etmeyi, duygulara alan açmayı ve içsel deneyimi görünür kılmayı desteklemek. Katılımcıların kendi renklerini, sınırlarını ve özgün yollarını keşfetmeleri için güvenli bir yaratım alanı sunuyorum.Sanatın, terapinin ve yaşamın kesiştiği bu alanda her çalışma benim için hem bir ifade hem de bir öğrenme biçimi. Her bir atölyede her bir katılımcıdan insana dair yeni bir şeyler öğreniyorum.Bugün, bireysel terapi çalışmalarımın yanı sıra; çocuk, genç ve yetişkinlerle duygularını dışa vurmalarını, kendilerini keşfetmelerini sağlayan sanat terapisi atölyeleri düzenliyorum.